'Hikayeler' Kategorisi Arşivi

tebessüm

baycicek86 Temmuz 26th, 2007

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın zamanda kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlayarak ona bir not yazdı ve yolladı.

- Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.

- Garson kız ilk kez aldığı bu bahşişin bir kısmını akşam eve giderken her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.

- Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki… İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce kucağına aldı.

- Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşturdu.

- Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı, bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı…

- Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp ölümden kurtardılar…

Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu…

sedef çiçeği

baycicek86 Temmuz 26th, 2007

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yasli ciftin durumu icler acisiydi. Adam inatci bakislarla suskun, Nine’nin aglamaktan iyice cukurlasmis gözleri ve keskin cizgileriyle bitkin bakislari süzüyordu etrafini…Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu ugultu ve tok sesiyle, sözü yasli kadina verdi, hakim…

“Anlat teyze neden bosanmak istiyorsun…?” Yasli kadin derin bir nefes cektikten sonra bas örtüsüyle agzini aralayip,
kisilmis sesiyle konusmaya basladi…

“Bu herif yetti gayri, 50 yildir bezdirdi hayattan…”
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda… Sessizlik bu tür haberleri her gün manset yapan gazetecilerden birinin flasiyla bozuldu, kimbilir nasil bir manset atacaklardi, yasanmis 50 yilin ardindan…Cok sayida gazeteci izliyordu davayi, kadin neler diyecekti..Herkes onu
dinliyordu.. Yasli kadinin gözleri doldu…Ve devam etti…
“Bizim bir sedef cicegi vardi, cok sevdigim…O bilmez…50 yil önceydi.. O cicegi bana verdigi ciceklerin arasindan kopardigim bir yapragi tohumlamistim, öyle büyüttüm..Yavrumuz olmadi, onlari yavrum bildim…Bir süre sonra cicek
kurumaya basladi. O zaman adak adadim… Her gece günes acmadan önce bir
tas suyla suluycam onu diye…Iyi gelirmis dedilerdi…50 yil oldu, bu herif bir gece kalkip bir kere de bu cicegi ben sulayim demedi… Taki gecen geceye kadar…o gece takatim kesilmis..uyuyakalmisim…Ben böyle bir adamla 50 yil gecirdim… Hayatimi, umudumu herseyimi verdim…Ondan hicbirsey göremedim..Bir kerecik olsun, benim bildigim görevlerden birisini yapmasini bekledim…. Onsuz daha iyiyim, yemin ederim.”
Hakim, yasli adama dönerek ;“Diyecegin bir sey var mi baba” dedi.Yasli adam bastonla zor yürüdügü kürsüye, o ana kadar suclanmis olmanin
utangacligini hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.
“Askerligimi, reisicumhur köskünde bahcevan olarak yaptim, o bahcenin görkemli görünümüyle büyümesi icin emeklerimi verdim… Elifimi de orada tanidim…Sedefleri de… Ona en güzel ciceklerden buketler verdim…O ciceklerle doludur bahcesi…Kokusuna taptigim perisan eder yüregimi…Ilk Evlendigimiz günlerin birinde boyun agrisindan onu hekime götürdüm…
Hekim cok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kirec sertlesir,
kötülesir dedi..Her gece uykusunu bölüp, uyansin, gezinsin dedi… Hekimi
pek dinlemedi, bizim hatun…lafim gecmedi… O günlerde tesadüf bu cicek
kurudu…Ben ona gece sularsan gecer dedim..Adak dilettim…Her gece onu uyandirdim. Ve onu seyrettim… O sevdigim kadinin yavrusu bildigi cicekleri sularken seyrettim…Her gece o cicek ben oldum…Sanki…Ona bu yüzden tapabilirdim…” dedi adam o yastaki bir adamdan beklenmeyecek
ifadelerle…
“Her gece O yattiktan sonra uyandim… Saksidaki suyu bosalttim… Sedef gece sulanmayi sevmez, hakim bey..Gecen gece de… Yaslilik.. Ben de uyanamadim.. Uyandiramadim…Cicek susuz kalirdi amma , kadinimin boynu yine azabilirdi… Suclandim..Sesimi cikartamadim…”O an Mahkeme salonunda hersey sustu… Ertesi sabah gazeteler “Sedef susuz kaldi” diye yine yalnizca neticeyi
haber yaptilar…

çikolatalı pasta

baycicek86 Temmuz 26th, 2007

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu.. Çocuk sordu: “Çikolatalı pasta kaç para?..” “50 cent!..” Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu: “Peki dondurma ne kadar..” “35 cent” dedi garson kız sabırsızlıkla..Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu.Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki.. Çocuk parasını bir daha saydı ve “Bir dondurma alabilir miyim lütfen” dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde,gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaşlar temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş duruyordu..

bir bardak süt

baycicek86 Temmuz 26th, 2007

howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak  için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün hiçbir şey satamamıştı ve karni da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı. Yiyecek bir şeyler yerine “affedersiniz, bir bardak su  rica edebilir miyim?” diyebildi yalnızca.  Genç bayan çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt  getirdi ona. Çocuk sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra “çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?” diye sordu genç bayana.   Genç bayan, “borcunuz yok” diyerek yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam  etti; “annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir  bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize” dedi.   Çocuk “o halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size” dedi.  howard kelly evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel  olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.   Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler. Dr. howard  kelly konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan  geldiğini duyunca heyecanlandı. Artik genç olmasa da yıllar önce  kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun  yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı. Uzun süren tedaviden sonra  bayan sağlığına kavuştu. Dr. kelly denetlemesi için önüne getirilen faturaya söyle bir baktı ve üstüne bir şeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi. Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya korkuyordu… Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu. Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti. Kâğıtta şunlar yazılıydı :   ”hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.”

Yetinebilmek

baycicek86 Temmuz 26th, 2007

Dunyalar guzeli bir kiz varmis.Bu kiz oyle guzelmis ki cok uzak sehirlerden ve ulkelerden cok zengin ,cok yakisikli,asil pek cok delikanli onu gormeye gelirmis.Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice sovalyeyi reddeden guzel kiz kimseleri begenmezmis.Bu arada ayni kasabada yasayan ve bu kiza asik olan genc bir delikanli da bu kizi istemis.Ama kiz onu da reddetmis.
Aradan uzun yillar gecmis.Bizim delikanli kasabadan ayrilmis.Kendine baska bir hayat kurmus ve evlenmis,coluk cocuga karismis. Bir gun yolu bir zamanlar yasadigi guzel,kucuk kasabaya dusmus. Orada tanidik birine rastladiginda aklina bir zamanlar orada yasayan dunyalar guzeli kiz gelmis ve ona ne oldugunu sormus. Yasli adam onunde gul bahcesi olan bir evi gostererek kizin evlendigini soylemis. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmis olan kizin kocasini pek merak etmis. Bir gun gizlenip kocasini evden cikarken gormus. Kizin kocasi sisman ,kel ve cirkin mi cirkin bir adammis. Ustelik zengin bile degilmis. Cok merak eden adam kocasi gittikten sonra evin kapisini calmis. Kiz kapiyi acinca kendini tanitmis ve neden boyle bir adamla evlenmis oldugunu sormus. Kiz da ona arkasindaki gul bahcesinden en guzel gulu koparip getirirse cevabi verecegini bu arada tek sartinin bahcede ilerlerken geriye donmemesi oldugunu soylemis. Adam da bunun uzerine yuzlerce guzel gulun oldugu bahcede ilerlemeye baslamis. Birden cok guzel sari bir gul gormus. Tam ona dogru egilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gul gozune carpmis. Tam ona uzanirken daha ilerde muhtesem guzellikte kirmizi bir gul goncasi gormus. Derken bir de bakmis ki bahcenin sonuna gelmis ve mecburen oradaki bir gulu koparip kiza goturmus. Bahce! nin en guzel gulunu getirmesini beklerken kiz bir de ne gorsun yapraklari solmus ciliz bir gul. Bunun uzerine adama donen kiz soyle demis; ” Bak gordun mu ?
Her zaman daha iyisini bulmak isterken omur gecer ve sen en kotusune razi olmak zorunda kalirsin. Bu yuzden genclik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi ogrenmek gerekir.”

ASLA

baycicek86 Temmuz 12th, 2007

Ne seni unutturacak kadar zaman geçeçek ne de geçen zaman seni unturmaya yetecek bırakıp gitsende unuturum sanma zaman alsmayi ögretir unutmayi asla.

Aşk Bu Kadar Kolaymı Sanıyorsun

baycicek86 Temmuz 12th, 2007

aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun bir başladımı kalbine işler dantel gibi nakış nakış sökemesin söktüğün zaman için acır öyle acır ki ölmek istersin aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun o ayrılık ölümden beter o öyle bir duygudur ki yüreğini yakar öyle bir yakarki söndüremesin söndürsen bile

külü kalır o kül bile yüreğini tekrar yakar ve yüreğin

yangın yeri olur gider

o öyle bir duygudur ki içini dalgalı fırtınayı bir deniz

haline kalbini ise başından karı eksik olmayan

ağrı dağı haline getirir aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun geldiğinde bahar gelir yüreğine çiçekler açtırır ruhunda gittiğinde günlünde sonbahar rüzgarları estirir döker açtırdığı çiçekleri yaprakları savurur her bir yana her düktüğü çiçekle yapraklar içinde bir şeyler alır götürür ve buda sana dayanılması zor acılar yaşatır aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun

Aşk Yemini

baycicek86 Temmuz 12th, 2007

Bugün olduğu gibi yarın da, yarından sonra da, Ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin değişmeyeceğine…Seni bir ömür seveceğime…Kelebeklerin renklerinin insanı büyülemesi gibi, yarınımda da hep sevginle yaşayacağıma… Her bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanımda göreceğine, en yakın dostun, en yakın sırdaşın, en yakın arkadaşın olacağıma… Sıkıntının sıkıntım; üzüntünün üzüntüm olacağına…Her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime…Her üzgün anında tebessümün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma…Asla ve asla soğuktan ve yanlızlıktan üşümeyeceğine…Yanında olmadığım ve varlığıma ihtiyacın olduğu her anda bir rüzgar olup seni saracağıma…Gözümün gözüne değdiği her an; sana yeniden aşık olup seni bir periye dönüştüreceğime…Yaşam boyu her sabah sana aşık olaraka uyanacağıma…Sen uyurken sana bakıp, Sen ve Ben için dualar edeceğime…Hasta olduğun zaman sana çorba yapacağıma…Seni asla üzmeyeceğime… Seni kızdırırsam. bunu bilmeden yapacağımdan h!
emen özür dileyeceğime…Beni tanıdığın gün, benden gördüğün neyse, ömrünce aynı beni göreceğine…Sevgimin asla değişmeyeceğine…Sevgimin asla azalmayacağına…Bilakis her gün büyüyen bir sevgiyi dönüp mutluluk ormanlarına seni taşıyacağıma…Senin herşeyin önünde olduğun gerçeğinin asla değişmeyeceğine…Seni asla ihmal etmeyeceğime…Senin sadece 14 Şubat`ta değil, 365 tane Sevgililer Günü`nde 365 tane ismin olacağına…Sana yalan söylemeyeceğime…Başkalarının yanındayken seni asla unutmayacağıma…Elini usul usul, korka korka tuttuğum o ilk gündeki aynı heyecanı hep yaşayacağıma…Bir ömür senin elini bırakmayacağıma…Bir ömür Can`ım olarak kalacağına…Tüm balonları senin için gökyüzüne salacağıma… Tüm çiçeklerde seni göreceğime…Okyanuslarda seni dalga yapacağıma…Yıldızlara kement atacağıma…Gökkuşağına salıncak kurup 7 renge senin rengini karıştıracağıma…Her satırda seni yazacağıma…Seni çizeceğime ve sana sesleneceğime…Hiç bir şeyin, hiçbirzaman senin ö!
nüne geçemeyeceğine…Her günün bir öncekinden daha güzel olacağına…Her anın unutulmazlık zincirine bir yenisini ekleyeceğine… Sana her zaman HAYATIM diyeceğime…

 

Seni sonzukluk kadar çok seveceğime…

Sen, ‘’SEN'’ olduğun için seni seveceğime…

Seni ‘’Bir ömürden de öte'’ seveceğime…

Seni Seviyorum diyeceğime…

SÖZ VERİRİRİM…

Ben Biliyorum

baycicek86 Temmuz 12th, 2007

Saat 8:30′da, seksenlerinde, yaşlı bir adam başparmağındaki dikişleri
aldırmak üzere poliklinikten içeri girdi. Çok acelesi olduğunu söyledi,
çünkü saat tam 9:00′da bir randevusu varmış.

Tedavisinin bitmesi ve onun söylediği yere ulaşması en azından bir saat
sürerdi. Yaranın pansumanı sırasında konuşmaya başladık. Bu denli acelesi
olduğuna göre önemli birisiyle mi randevusu olduğunu sordum. Bana
bakımevine gidip eşiyle kahvaltı etmek için acelesi olduğunu söyledi. O zaman eşinin
sağlığının nasıl olduğunu sordum.

Eşinin orada uzun bir süredir kaldığını ve Alzheimer hastalığının bir
kurbanı olduğunu anlattı. Geç kalmış olmasından dolayı “Acaba eşiniz
endişe duyar mı?” diye sordum.

Bana beş yıldan bu yana onun kim olduğunu bile bilmediğini ve kendisini
tanımadığını söyledi. Şaşırmıştım, “Sizi tanımadığı halde yine de her
sabah onu görmeye mi gidiyorsunuz?” diye sordum. Elimi okşayarak gülümsedi. “O
beni tanımıyor ama ben hala onun kim olduğunu biliyorum” dedi

Bahar

baycicek86 Temmuz 12th, 2007

Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü , kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “DOĞUŞTAN KÖR” yazılıymış.

Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir REKLAMCI bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.

Ne olduysa olmuş….. Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya….

Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına…

GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ… AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM…

İleri »